Arka Planı Göster/Gizle
ZONGULDAK'A FARKLI BİR BAKIŞ: TAŞKÖMÜRÜ MADENİ GEZİSİ | Raporu

BİR ZONGULDAK MASALI 7-8 KASIM 2015 POYRAZDOĞA - ŞENİZ'LE

Poyrazdoğa'nın etkinlik davetini görüp programı okumamla anında kaydımı yaptırdım. O kadar hızlı hareket etmişim ki, listede en başta ben sonra rehber Şeniz Uzun görünüyor. :)

Bir şeyi gerçekten çok istediğim zaman çok kararlı oluyorum demek ki... :)

Cumartesi sabahı İncirli'den hatta Avrupa Yakası'ndan sadece beni alan otobüsle yolculuğumuz başladı. En önü kaptığımı ve tek başıma yayılarak yolculuk yaptığımı söylememe gerek yok sanırım. :) 

Şeniz'le tanışmamızın ardından bize programla ilgili bilgi verdi. Açıkçası söylenenlerle yapılanlar arasında genelde çok fark olduğu için beklentimi fazla tutmadım. :)

Şu an utanıyorum...:)

Zonguldak'a ulaştığımızda önce balıkçıya uğrayıp, akşam yiyeceğimiz balıkları seçtik. Hamsi ve mezgit... Bu balıkları pek sevmem ama ne yapalım dedim. Bu noktada da utandırdılar beni... :)

Ardından saat 12.30 civarı Türkiye Taşkömürü Kurumu'na (TTK) geçtik. Artık cumartesileri çalışmıyorlarmış. Ama Şeniz'in dayanılmayacak ısrarları ve tatlı dili nedeniyle hem madenin sorumlu mühendisi hem müzenin danışmanı ve bazı çalışanlar bizim için oradaydılar. Hepsine çok teşekkür ediyoruz.

Önce 2 ay sonra bitip açılacak olan Maden Müzesi'ni gezdik. Maden Müzesi danışmanı Ekrem Murat Bey'in heyecanı, coşkusu ve enerjisinden hepimiz çok etkilendik. Nelerle mücadele ettiğini de öğrendik. Balmumu heykelleriyle, tarihçesiyle çok güzel bir müze geliyor Zonguldak'a...

Mutlaka görülecek müzeler arasına alınması gerekiyor. 

Müzeden sonra işini titizlikle ve büyük bir ciddiyetle yapan başka bir görev aşığı TTK Maden Yüksek Mühendisi Sefa Elibol ile Eğitim Ocağı'nı gezdik. Bu ocak önceden aktifmiş, kapatılmış ve artık Türkiye'nin dört bir taraftan gelen kişilere eğitim veriliyormuş. Baret, çizme, madenci ceketi giyerek ocağa girdik. 30 dakika sonra çıkacağımızı bildiğimiz halde içeride gerçekten bunaldık. Ve herkes madencilerin aldıkları ücretin çok daha fazlasını almayı hakettiklerini düşündü. 

Eğitim ocağı ile ilgili tek şikayetim istediğimiz renk baret çizme ve ceket bulmakta zorlanmamız oldu. Ben fikirlerimi söyledim, ilgilenirler herhalde... :)

Sonrasında Zonguldak merkezini gezelim dedik. Ve maalesef grup bir çorbacı gördü ve o andan itibaren benim otobüsteki çilem başladı. 1-2 kişi dışında herkes bol sarımsaklı işkembe çorbası içti maalesef...

Benim kokuya hassasiyetim olduğunu bilenler abarttığı düşünebilir . Bir ara otobüsteki koku o kadar fazla oldu ki , kaptan otobüsü bırakıp kaçmaya çalıştı. Pencereleri filan açarak kaptanı zor tuttuk. :)

Bu güzel gezintiden sonra otelimize geçtik. TTK 'nun oteli tipik bir kamu kurumu oteli... :)

Yeri filan güzel, banyolar evlerdeki salon kadar büyük, odalarda 3'er yatak var ... :)

O kadar... :) 

Akşam yemeği için kurumun sosyal tesisine otobüsle gittik. Balıklarımız önceden gitmiş, pişirilmiş. Balık dışında dışarıdan yiyecek getirmek yasak. Masalar U şeklinde güzelce hazırlanmış. Salatalar soğansızdı... :)

Tatlılar, çorba filan güzel bir yemek yedik.

Yemekten sonra isteyenler otele bırakıldı. Diğerleri de Dedeman'ın roof'unda güzel bir müzik dinlemeye gittik. Piyanoda güzel bir ses vardı gerçekten. 

Ertesi sabah 07:30'da otobüste olmamız gerektiği konusunda sıkı sıkı tembihlenip uyumaya gittik. Mışıl mışıl uyumuşum. :) 

Sabah herkes otobüsteydi. Ben bile bavullarımla hazırdım. :) Önce 1908 yılında yapılan Zonguldak Feneri'ni görmeye gittik. Güzel bir parkın içinden geçerek gördüğümüz Fener beni şaşırttı. İlk kez bir fenerin etrafının masalarla çevrilerek bir restoran haline getirildiğini gördüm. Fener açıkta kalsaymış iyi olurmuş. Manzarası güzeldi. 

Sonra başka güzel bir manzaranın olduğu Ora Restoran'a gittik. Açık büfe kahvaltıları ve hizmetleri gerçekten çok iyiydi. Tavsiye ederim. :) 

Oradan Türkiye'nin sayılı mağaralarından olacak olan Gökgöl Mağarası'na gittik. Ama çalışma olduğu için içeriyi gezemedik. Azıcık bakacaktık ama pijamalarıyla koşup gelen amca yüzünden fırsat bulamadık. Her tarafta kamera varmış, sanırım biraz kameralara oynadı. :)

Ve yoldan tatlı bir teyzeden bitki ihtiyacımızı karşıladık. Patlatılacak mısır almakta hata etmişim sanırım. Güler yüzü yeter. :)

Cevizler iyi çıktı. :) 

Artık bir doğa sporları klübü olduğumuz bilinciyle Şekerkanyonu'nda yürümek üzere yola koyulduk. :) Gerçekten güzel bir parkurda şahane manzara eşliğinde 6 km. yürüdük. :) Dik bir yerden inince vaha gibi bir tesiste bulduk kendimizi...

Yeşil Vadi Restoran...

Önce 15 dakika mesafede şelaleye yürüdük , sonra çay ve yemek zamanı...

İstemeye istemeye tavsiye üzerine kiremitte alabalık istedim. Şöyle diyeyim, güveçte sadece balığın kılçığı kalmıştı ...

Çok lezzetli yemekler, güzel bir doğa ve özenli hizmetle hafta sonumuzu güzel bir şekilde noktaladık. 

Buraya kadar okuma sabrını gösterdiyseniz önce sizi tebrik edip teşekkür ediyorum. Sonra bir rehberden beklentimizi çok üst sıralara taşıyan Şeniz Uzun'a mükemmel organizasyonu, hep gülen yüzü ve daima çözüm arayan yaklaşımı için teşekkür ediyorum. 22 (sanırım) güzel yol arkadaşıma ve Poyrazdoğa'ya da teşekkürler... :) 

Fiyatı da yazayım bari...

Ama Şeniz "Başkalarıyla kıyaslamasın kimse, bu sadece bana özel indirimli fiyatlar" dedi. Ulaşım, konaklama, açık büfe kahvaltı, ilk günkü güzel akşam yemeği ve 2. günkü yine güzel öğle yemeği fiyata dahil olarak 190 lira ödedik. Bence çooook ucuzdu. :) Biraz artırsan itirazımız olmazdı, bu kadar ucuz geziye gitmiyorum ben dedim ama ne yapalım...:)

 

Reklam Alanı

ANS Dizayn internet hizmetleri
Copyright 2013, POYRAZ Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü ©    Versiyon 2.0
Soru Sor
konteyner Bizi Google+'da bulun